Tarih 11 Eylül 2008, 17:18. Yazan Alpnur.
Etiket:
bayiler, bayilik, bilgi, bilgiler, damacana, haber, istanbul, link, sağlık, siteler, su, su bayileri, su hakkında, web
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği(TÜSİAD) "Sürdürülebilir Su Yönetimi Raporları"nı düzenlenen konferansla açıkladı. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon’un da katıldığı toplantıda, Türkiye’de Su Yönetimin Durumu: Sorunlar ve Öneriler" başlıklı rapora göre, Türkiye’de kişi başına düşen teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir yıllık su miktarı bin 500-bin 735 metreküp civarında kalıyor ve Türkiye su azlığı yaşayan bir ülke konumuna giriyor.
-İSTANBUL (ANKA)- Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği(TÜSİAD), Türkiye’nin suz azlığı yaşanan ülke konumunda olduğu uyarısında bulundu.
TÜSİAD tarafından düzenlenen konferansta "Sürdürülebilir Su Yönetimi Raporları" açıklandı. "Türkiye’de Su Yönetimin Durumu: Sorunlar ve Öneriler" raporunda yer alan bulgulara göre, Türkiye’nin su kaynakları potansiyeli ortalama 501 milyar metreküp/yıl olarak hesaplandı. Yağış, akış, yer altı suyu beslemesi ve komşu ülkelerden gelen miktarlar göz önüne alındığında, brüt toplam yenilenebilir yüzeysel su potansiyeli 234 milyar metreküp, ancak mevcut teknolojik ve ekonomik koşullarda bu değer, yılda toplam 112 milyar metreküp düzeyinde değerlendiriliyor. Bu miktarın 40.1 milyar metreküpü 2003 yılı itibariyle kullanıma açıldı. 40.1 milyar metreküp suyun yüzde 74’ü sulama sektöründe, yüzde 15’i içme suyu sektöründe ve yüzde 11’i ise sanayide kullanılıyor. Buna göre kişi başına düşen teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir yıllık su miktarı bin 500-bin 735 metreküp civarında kalıyor ve Türkiye su azlığı yaşayan bir ülke konumuna giriyor.
Yılda kişi başı bin metreküpün altında su kullanan ülkeler "su fakiri"; bin-3 bin metreküp arasında su kullananlar "su kısıtı su azlığı" çeken ülke, 10 bin metreküpün üzerinde su tüketenler ise "su zengini" ülkeler olarak nitelendirildiği belirtilen raporda, Türkiye için 2030 yılı ve 100 milyon nüfus öngörüsüyle, bu değerin bin metreküp/kişi yıl’ın altına düşebileceği ileri sürülüyor.
Raporda su kısıtının en önemli nedenleri arasında, Türkiye’nin nüfusunun çoğalması, tarımsal ve endüstriyel faaliyetlerinin gelişmesi ve yaşam standartlarının yükselmesinden kaynaklanan "su kullanımına olan talebin artışı", kirlilik sonucu su niteliğindeki bozulmalar ve miktarda beklenenin dışında dönemsel azalmalar sayılıyor. Su kısıtının etkisini azaltmanın en etkin yolu bir taraftan kullanılabilir su potansiyelinin kirlilik önleme, teknolojik ve tasarruf yöntemleriyle arttırılması, diğer taraftan talebi düşürücü politikalara ağırlık verilmesi olarak belirlenen raporda, makro ölçekli çözüm olan nüfus ve göç kontrolü en önemli çözüm olarak ifade edildi.
-TÜRKİYE’DE SU TALEBİNDE EN BÜYÜK PAY TARIM SEKTÖRÜNDE-
Raporda, 2003 verilerine göre tarım sektöründe 29.6 milyar m3 su kullanıldığı ve 4.9 milyon hektar alanın sulandığı belirtilirken, bu miktarın 2030 yılında 72 milyar m3’e çıkarılarak sulanabilecek 8.5 milyon hektarın tamamının sulanması hedefleniyor. Yöntem olarak, çok fazla miktarda su tüketimine yol açan geleneksel sulama şeklinden vazgeçilerek, damlama veya yağmurlama gibi suyu daha tasarruflu kullanan, buharlaşmayı minimum kılan basınçlı sistemlere dönülmesi gerektiği tespit edildi.
Raporda kentlerde yaşanan su sıkıntısına çözüm olarak, yüzeysel suların biriktirilmesi, suyun ihtiyaç olunan noktaya taşınması, bu bağlamda uzak mesafelerden kolay su taşınmasını sağlayacak yöntem ve teknolojilere ağırlık verilmesi, temin edilen suyun tasarruflu kullanımını sağlayacak bilincin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması, kayıp ve kaçakların en aza indirilmesi gerektiği tespit edildi. Ayrıca, yağmur sularının sarnıçlarla toplanarak, basit arıtma işlemlerinden geçirilip, kullanıma sunulması, tuzlu sulardan tatlı su temini, atık suların tekrar kullanılması gibi seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiği de raporda yer aldı.
Suda kirlenmeyi önleyebilmek için evsel, endüstriyel ve tarımsal olarak üç ana gruba ayrılabilen kirletici kaynakların kontrolü ve arıtılmasının tespit edildiği rapora göre: Bu sayede kirlenmenin neden olduğu kullanımı sınırlayan sıkıntıların azaltılması ve su kullanımının sürdürülebilir hale getirilmesi sağlanabilir.
-"TÜRKİYE’DE GENİŞ KAPSAMLI SU YASASI YOK"-
"Su yönetiminin önemli iki enstrümanı "yasama" ve "yürütme"dir" şeklindeki ibarenin yer aldığı raporda, "Türkiye’de geniş kapsamlı bir "su yasası" hala yok ve böyle bir yasaya ihtiyaç var, ancak bu veya benzeri yasalar çıkartılırken, merkezi hükümet ile yerel yönetimlere ait dengeler gözetilmeli, yetki ve sorumluklar iyi analiz edilerek "su" bir siyasal güç-baskı enstrümanına dönüştürülmemelidir. Yasaların yerine getirilmesi, uygulanması yürütmenin işidir. Halen su konusunda birçok kamu kurumu müdahil gibi görünmekte, ancak ihtiyaç durumunda sorumluluk alacak, gereğini yapacak kurum konusunda sıkıntılar yaşanabilmektedir. Son dönemde bu konuda DSİ’yi de bünyesine alan Çevre ve Orman Bakanlığı ağırlığını hissettirmeye başlamıştır. Ancak, Türkiye’de Bakanlıkların birleştirilmesi, KHGM gibi bazı kamu kurumlarının kapatılması, İller Bankası gibi kurumların yetki ve sorumluluklarının değiştirilmesi gibi olaylar, su yönetimine olumsuz yönde yansımakta, birikim ve tecrübeye dayalı icraatı ve uzun vadeli planlamayı zayıflatmaktadır" denildi. (ANKA)
